ATILIM Başyazıları

ATILIM

Burjuvazinin “Demokrasisi”

20 Temmuz Suruç Katliamı aslında Türkiye burjuvazisinin, egemen sınıfların 7 Haziran seçimleri öncesi planlayıp uygulamaya sokamadığı senaryo için yeni bir girişimdi. Hafızalarımızı zorlarsak, egemen sınıflar, AKP iktidarı eliyle HDP’nin barajı aşamaması için farklı biçimlerde provokasyonlar düzenlediler.

Gidişat Nereye?

AKP ve CB Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından belirli bir süre pusulasız kaldı. Seçim öncesi belirli bir tehlike görüyorlardı, ancak CB’nın da sahneye bizzat inmesiyle bu tehlikeyi bertaraf ettiklerini zannediyorlardı. 7 Haziran bu anlamda midelerine ağır oturdu.

Komünistlerin Görevi

Halkların Demokratik Partisi - HDP’nin 7 Haziran’daki seçim başarısı öncelikle Türkiye’nin ve Kürdistan’ın tüm barış ve demokrasi güçlerine kutlu olmalı. Burjuvazi çok önemli bir şamar yemiştir.
Ne ki, bu başarı “Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam”  ile Taksim Gezi Direnişlerinde simgeleşen “Her Yer Gezi, Her Yer Direniş” sloganları temelinde değerlendirilmelidir.

Komünist Tavır

Bir ülkede devrimci durumun oluşması bilindiği gibi nesnel ve öznel koşullara bağlıdır. Özetle; Nesnel olarak “yönetenlerin eskisi gibi yönetemez”, öznel olarak da “yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istemez” duruma gelmeleri ve buna bağlı olarak ekonomik ve siyasi olarak bir “ulusal bunalım” koşullarının gündeme gelmesiyle, devrimci durumun olgunlaştığı koşullar ifade edilir.

Ateşle Oyun

İşbirlikçi oligarşik İktidar çıldırmışçasına, burnunun önünü göremeyecek şekilde bir panik havasına girdi. Bu panik havası iktidarı her türlü kötülüğü ve intikam eylemlerini gerçekleştirebilecek ruh haline soktu. Bu ruh hali yanlış anlaşılmamalı. Panikte olmaları, onlara ölüme yaklaşan insanın soğukkanlılığı ile hareket etme tarzını içselleştiriyor. Onun için soğukkanlı, intikamcı, acımasız bir tarza büründüler.

Olanakları Değerlendirmek

Türkiye birbiriyle çelişkili gibi gözüken karanlık bir dönemden geçiyor. Bir yandan halkın “desteğine” sahipmiş gibi gözüken bir iktidar ve onun halka yakınmış gibi gözüken uygulamaları. Ki buna hizmetler alanındaki soyut gelişmeler ve çözüm süreci de dahildir. Diğer yandan ise iktidarın kendini kurumsallaştırma ve pekiştirme çabaları için çıkarılmaya çalışılan faşizan yasalar, günlük baskıcı uygulamalar, eğitimden özel yaşama dek uzanan gericileşme eğilimleri.

2015 Seçimleri ve Tavrımız

Türkiye genel parlamento seçimlerine hazırlanıyor. Yazının sonunda söylenmesi gerekeni baştan söyleyelim. Bu seçimler Türkiye’nin politik, toplumsal ve ulusal sorunlarına çözüm üretme konusunda niteliksel anlamda belirleyici olmayacak. Ne var ki, seçimler bu tür bir niteliği olmamasına rağmen ülkedeki güçler dengesi, demokrasi mücadelesi ve sınıf mücadelesinin gelişmesi açısından önemsiz de değil.