Mehmet KADIRGA

Ekim Devrimi’nin 100. Yılında Nasıl Bir Devrimci Mücadele? (I)

Sovyetler Birliği ve Dünya Sosyalist Sisteminde karşı-devrim otuzuncu yılına yaklaşıyor. Fakat Polonya’da CIA destekli “Solidarnoş” hareketinin, Sovyetler Birliği’nde karşı-devrimci muhalefetin “yenilenme” adıyla etkinliğinin arttığı, Macaristan, Çekoslovakya ve Demokratik Almanya’da özellikle katolik kiliseleri üzerinden karşı-devrim hareketlerinin su yüzüne çıktığı dönem 30 yılını tamamladı. Ülkemizde de TKP’nin likidasyonunda üçüncü evreye işaret eden “Dönüşler” üzerinden 30 yıl geçti.

Partimizin 97. Yılında Politik - Programatik Hattımızın Özü

Partimiz savaş tarihi boyunca çeşitli evrelerden geçmiştir. Bu evrelerin nitelikleri her zaman ulusal ve uluslararası koşullar ile bu iki alanda sınıfsal güçlerin yeralımına göre belirlenmiştir. Komünist idelerin yükselme ve tüm halkları kapsayıcı dönemde kurulan partimiz, uluslararası alanda sosyalizm kuruculuğunun yaşadığı tüm dönemlerin, inişlerin, çıkışların ve ilerleme ile gerilemelerin sadece şahidi olmamış, tüm bu gelişmelerden doğrudan etkilenmiştir.

Parti - Kadro, Karşılıklı Sorumluluk İlişkisi

Komünistler yeni bir dünya kurma mücadelesi veren öznelerdir. Onları bir araya getiren, komünist olma niteliklerini kazandırma görevini üstlenen de yine tek tek komünistlerin gönüllü birliğinden oluşan partileridir. Bu partiler toplumsal panorama içinde “süs çiçeği” değildirler. İşçi sınıfının örgütlenme ve mücadele araçlarıdırlar. Amaca ulaşmak için sınıfın ihtiyaç duyduğu gereksinimleri sağlayan kollektif öznelerdirler. Ve başa dönerek tekrar edelim.

Komünist Kadro

Yasaklı koşullarda bir Komünist Partisi kadrosunun özellikleri neler olmalıdır? Bu yazımızda bu sorunun yanıtını farklı açılardan tekrar ele almaya çalışacağız.

Neden buna ihtiyaç duyuyoruz, bu konu defalarca görüşmelerde, toplantılarda, eğitimlerde ele alınmadı mı sorusunu yöneltebilirsiniz. Bu soruya yanıtın iki nedeni var.

Devrim Stratejisinin Önemi Üzerine

Devletin yapısını hedeflemeyen bir devrim burjuva diktatörlüğünün yıkılıp yerine proletaryanın iktidarının kurulması sonucuna götürmez. Bu bilinen bir gerçektir. Bilinir ama bu stratejik görev sadece Marksçı-Leninci partiler tarafından programlarında yer alır. Bu saptama önemlidir. Çünkü devrimci ve hatta komünist olduğunu iddia eden kimi çevreler bu belirleyici noktayı görmezden gelmeye eğilimlidirler.

Dönemin Politik Analizi Ve Gerekleri

ATILIM’da yayınlanan farklı yazılarda dönemin niteliksel özellikleri üzerine durulmuştu. Bu yazımızda konuyu biraz daha açmak ve mücadelemiz açısından çıkarmamız gereken sonuçlara bağlamak istiyoruz.

Nasıl Bir TKP?

Nasıl Bir TKP?

İşçi sınıfının politik örgütü olarak TKP ülkemizde sınıf savaşımının burjuvazi karşısında temel ögesidir. İki sınıf çarpışıyor. Burjuvazi ve proletarya. Burjuvazinin birden fazla partisi var. Devlet sermayenin, yani burjuvazinin devleti. Bu devleti yıkıp yerine proletaryanın devletini kurma mücadelesi ciddi bir amaçtır. İşçi sınıfının biricik politik örgütü de ona göre yapılanması gereken bir partidir.

Temmuz Darbesi ve Komünistlerin Görevleri

Partimiz aylar öncesinden Türkiye’de bir rejim krizi olduğu tespitini yapmıştı. Özellikle ATILIM’ın Mayıs ve Haziran 2016 sayılarındaki MK Açıklamalarını bir kez daha gözden geçirirsek MK’mızın bu alanda yaptığı politik tahlilleri zihnimizde tazeleme olanağımız olacaktır.

Komünistler ve Mücadelenin Kıstasları

Komünistler hakkında karşı propaganda yapanlar en çok üç noktaya vurgu yaparlar. Birincisi; “Servet düşmanı”, İkincisi; “Terörist”, Üçüncüsü; “Totaliter devletten yana”. Bu yakıştırmalar sadece karşı propaganda amaçlıdır. Tersten ifade biçimi ile, gerçekleri “bardağın boş kalan kısmı” temelinde, kendi bakış açıları ile açıklayarak, yoksul emekçi ve sömürülen işçileri kendi görüşleri ile etkilemeye çalışırlar.

HPG

Kürt Ulusal Demokratik Hareketi’nin Devrimci Hamlesi

Savaş kızışarak yayılıyor. Savaşı kimin başlattığı artık önem arzetmiyor. Bunun değerlendirmesi sonra yapılacaktır. Şu kesindir ki, Dolmabahçe Mutabakatı sonucunda o mutabakatı yok sayan, 7 Haziran seçimlerinde yenilen devlet güçleri bu savaşı başlatmışlardır. Daha da geriye gidersek, bu savaş, 17-25 Aralık sürecinde Erdoğan’ın kendini ve iktidarını kurtarmak için Devlet güçleri ve TSK ile girdiği uzlaşmanın ürünüdür.